Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)

Günümüzde genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO), sağlığımıza ve çevreye etkileri konusunda bir sürü araştırma yapılmaktadır. GDO’lar bakteri, virüs, bitki ve hayvan gibi başka canlı varlıkların DNA’larının genetik olarak aktarıldığı bitki ve hayvanlardır. Bu şekilde elde edilen genetik kombinasyonlar doğada ya da geleneksel melezleştirmede oluşmuyor. GDO’lu gıdalar genellikle ürüne zarar veren haşerat ve virüslere karşı savaşmak ya da belli özelliklere sahip yeni ürünler elde etmek için üretiliyor. Örneğin 1990’larda papaya ringspot virüsü, Hawaii’de yetişen papaya mahsülünün nerdeyse yarısını yok etti. 1998’de bilim insanları bu virüse direnci olan Rainbow papayası adı verilen bir papaya türü üretti. Şimdi Hawaii’de yetiştirilen papayaların yüzde yetmişinden fazlası GDO’lu.

Mısır 🌽 ve soya Amerika Birleşik Devletler’indeki başlıca GDO’lu ekinlerdir ve genel olarak işlenmiş gıdaların yüzde sekseninin GDO’lu olduğu tahmin ediliyor. Avustralya, Japonya ve tüm Avrupa Birliği ülkeleri dahil dünyada en az altmış ülkede GDO’lu besinlerin üretimi ve satışı konusunda kısıtlamalar ya da yasaklar getirildi. Oysa Amerika Birleşik Devletleri’nde hükümet bunu onaylıyor. Sorun şu: GDO’ların güvenli olduğunu gösteren araştırmalar, onları üreten ve onlardan kar elde eden kuruluşlar tarafından yapılıyor. Ülkenin her yerinde insanlar “denek” olmak istemedikleri için ürün etiketlerinin daha açıklayıcı olmasını talep ediyorlar. 

GDO, endüstrisi genetiği değiştirilmiş ya da oynanmış birtakım besinler üreterek bizi bu teknolojinin yararlı olduğuna inandırmak istiyor. Amerika’nın her yerinde belli bir virüse direnci olan bir tatlı patates türü yetiştiriliyor. Pirincin yapısı daha fazla vitamin ve demir içecek şekilde değiştirildi. Ciddi iklim değişikliklerine dayanıklı olmaları için bitkilerin genleriyle oynandı. Normalden yıllar evvel ürün vermeleri için meyve ve fındık ağaçlarının genetiğinde değişiklik yapıldı. Gelişmekte olan ülkelerde çekilen besin kıtlığı göz önüne alındığında, gelecek için umutlandırıcı gibi görünse de GDO yaratmak ve yetiştirmek için kullanılan yöntemlerin henüz farkında olmadığımız çok ciddi sonuçları olabilir. 

Sosyal Sorumluluk Taşıyan Doktorlar’ın (PSR) yönetim kurulu başkanı Dr. Robert Gould, Consumer Reports dergisinde yayımlanan GDO’lara dair sert bir eleştiri yazısında şöyle diyor: “GDO’ların insan sağlığı için hiçbir risk taşımadığı iddiası, bunun uzun vadeli etkilerini belirleyemeyecek derecede kısa süreli araştırma bulgularıyla desteklenemez.” Sonra da hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda da bağışıklık sistemi, karaciğer ve böbreklerin zarara uğrayabileceği görüldüğü için GDO’nun uzun vadeli etkileri konusunda daha fazla araştırılma yapılmasını istiyor. Aynı zamanda etiketleme konusundaki yetersizliklerin, GDO’ların sağlık üzerindeki potansiyel etkilerini araştırmacıların izlemesine de olanak tanımamaktadığına dikkat çekiyor.

REFERANSLAR: 

1. Dr. David Perlmutter, Kristin Loberg Tahıl Beyin Yaşam Planı 2018 Ekim; 2. baskı Suppl 1:60-62

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir